Şükran Soner
Şükran Soner soner@cumhuriyet.com.tr Son Yazısı / Tüm Yazıları

Mısır Çarşısı’nda Selek’in yaşamını karartmada kullanılan patlama

25 Haziran 2022 Cumartesi

Yılların yaşanan süreçlerine tanıklık edebilecekler, ya ne olup bittiğini anlayabilme şansını yakalayamadılar ya da uzaktan seyirci, duyarsız kaldılar. Pınar’ın babası Alp Selek, bu ülkenin yetişmiş en değerli ceza hukukçuları arasında ön saflarda; DİSK’in özel sektördeki zorlu örgütlenmeleriyle başlayan birikimiyle, 15-16 Haziran’lara uzanan Maden-İş-DİSK’in savunulması kapsamındaki deneyim, birikimlerine, Türkiye İşçi Partisi kurucu kadroları içindeki görevlerini katmıştı. 12 Mart-12 Eylül süreçleri içinde kendisinin içinde yaşadığı işkenceli tutuklamaları, savunmaları eklemleyin..

Son en zorlu görevleri arasında aynı yollardan geçirilen kızının savunmasının koşullarına gelin. Pınar’ın kızkardeşi Seyda Selek apar topar babasına destek olmak üzere işin içine katılmak zorunda kalmıştı. Anne Ayla Selek eşinden sonra kızının yaşamak zorunda kaldıkları ile yüzleştiğinde, bir ömür boyu arkalarını toplayıp koşturmanın sonucunda yüreğini karartmadan gülümseyerek dik durmayı başarsa da sonunda yükünün ağırlığı ile biraz daha erken aramızdan ayrıldı. Çocuklarımızın anlayacağı dille kuş olup uçuverdi.

Pınar, son görevi Fransa’dan aldığı sosyoloji çalışması kapsamında, kendilerini sokak sanatçıları olarak tanımlayan gençlerle çalışırken açtığı çalışma ofisini çocukları için de sığınılacak yuva olarak tutabilmek umuduyla açık kapılı hale sokmuştu. İyimser sonuç alabilmeden umutluydu. “Mısır Çarşısı’nda bombalı patlama haberi” olumlu yapılmakta olanları bilen herkesin yüreğini dağlamıştı. Gazetecilik deneyimimle en azından çocukların sığındıkları yuvayı kulanabilmiş olmaları olasılığını düşünmüştüm. Polisin resmi ilk açıklaması bomba patlamasıydı.

Pınar içlerinde çoklu tutuklamalar, elbette işkenceler içinde alınmış ifadeler üzerinden ilk duruşmalarda karşımıza çıkan iddianame ile suçlamalar ürkütücüydü..

***

Pınar’ın bilmediğimiz bir nişanlısı çıkmıştı. Çok ağır işkenceler gördüğü kuşukusuz olsa da ifadelerine göre, Pınar olay yerine gelmemiş olsa bile, bürosu kullanılmıştı. Gelin görün ki bizler daha ilk duruşma gününden nişanlısı rolündeki gencin gerçek nişanlısı ile de duruşmalara geliyor olması nedeniyle uzaktan tanışmıştık. Bırakın nişanlı olmayı yaptığı çalışmalar, bürosu ile bile bir bağlantısı olmamıştı. Suç yaratılması senaryosu içine eklemlenmişti. Duruşmalar, aylar, yıllar ilerledikçe, titiz bir ceza hukukçusu şefliğinde, hukukçular orkestrasının çalışmalarının bütününde, küçücük duruşma salonuna sığdırılan açıklamalı olay yeri haritaları, krokileri, bilimsel sayısız raporlar eşliğinde; ortaya hukukun guguk yapıldığı bir tablonun sırıtması, büyüdükçe büyüyor dallanıp budaklanıyordu.

Bomba açıklamasının sahibi Emniyet bile olay incelemesi sonucunda görüşünden çark etmek zorunda kalmış, sorumlu uzman “bomba değil” ifadesi ile olaya nokta koymuştu. Alp Selek orkestrasının ceza hukukçularının dosyalara kattıkları, olayın sıradan bir tüp patlaması olduğu yolundaki bilimsel raporların sayıları giderek artıyordu. En son kaçıncısına gelmiştik sizce çok mu önemli?

Tabii ki değil, ancak sahte nişanlı bile cezaevinden çıkmış, suçsuz olduğu kararından sonra itiraz gelmediği için serbest dosyası düşmüşken ilk işkence altında alınmış sorgulara dayalı ifadelerle Pınar için, Yargıtay’dan suçlu olduğu kararı nasıl çıkarılabiliyor. Anlayan, açıklayabilecek bir hukukçu varsa ortaya çıkıversin lütfen. Zaten şimdi bir başka trajikomik tablo ile yüz yüzeyiz.

Haberi duyar duymaz artık birbirlerine sığınmış baba, ablası için hukukçu olup babasının yanına koşan Seyda Selek içlerinde geçmiş olsun deyip, neler döndüğünü anlamaya çabalarken aslında Yargıtay’ın gerekçeli kararının henüz ortalıkta olmadığını, belki de henüz yazılmadığını da öğrenmiş oldum. Meğerse ilk ağızlardan TRT, belki Anadolu Ajansı kaynaklı haber üfürülmüş. Elimizdeki, söyleyeni elbette suçlu olmadığı için özgür, sahte nişanlının, işkenceye dayalı iddiası ile söyledikleri üzerinden, Pınar’ın nasıl suçlu bulunabildiğine gerekçe yazabilmek, kolay bir iş olmayabilir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları