Olaylar Ve Görüşler

Korelilerin mutluluk ve başarı sırrı: Nunçi

06 Kasım 2019 Çarşamba

Yazar: Euny Hong / New York TIMES

Çeviren: M. Birol Güger

Amerika Birleşik Devletleri’nde doğdum ve İngilizce konuşulan bir evde büyüdüm. Ebeveynlerim birbirleriyle zaman zaman Korece konuşurdu. Bu durum onlara özellikle gizli konuşmalarda avantaj sağlardı. Ben ve kardeşlerim bu konuşmaları çok iyi anlamazdık, ancak bazı Korece kelimeler adeta hafızamıza kazınmıştı. Bunlardan ilki, tam çevirisi, “göz ölçüsü” olan “nunçi” idi. Nunçi, insanların ne düşündüğünü, neler hissettiğini algılama ve uygun şekilde karşılık verme sanatına Kore dilinde verilen isim. Bugüne kadar öğrendiğim en önemli sözcük olabilir.

Temel eğitimden iş dünyasına

Birçok Koreli çocuk gibi ben de, ebeveynlerimin beni azarlarken sarf ettikleri, “Niçin hiç ‘göz ölçün’ yok” cümlesiyle bu kalıba aşina oldum. Zira, geleneksel Kore çocuk yetiştirme sanatında nunçi, temel eğitimle aynı seviyededir.

Nunçi, Kore’de günlük hayatın tamamında etkisini hissettirir. Örneğin, kartvizit alışverişlerini ele alalım. Koreliler, Linkedin çağında bile hâlâ törensel kartvizit alışverişleri yapıyorlar. Bu tarz bir alışveriş esnasında karşı tarafın size uzattığı kartviziti sanki kırılacak bir eşyaymışçasına iki elinizle kavramalı ve birkaç saniye saygıyla incelemelisiniz. Asla cüzdanınıza tıkıştırmamalısınız. Bu ritüel taraflara, karşı tarafı gözucuyla ölçmeyi öngören ve yeni tanışılan kişinin gelecekte bir müttefik mi yoksa düşman mı olduğunu sezdiren nunçiye başvurma hissi verir. Aynı zamanda, veren el ile alan el arasında irtibat kurulmasına yardımcı olur, güvenli bir iletişim için de temel oluşturur.

‘Sosyal hayatın yarısı nunçi’

Koreliler sıkça, “Sosyal hayatın yarısı nunçidir der.” İnsanlarla iyi geçinmek, isteklerinizi tamamen pragmatik bir şekilde elde etmek ve kendinizi tehlikelerden korumak için nunçiye ihtiyacınız vardır. Bu arada nunçi hızı vurgular. Şayet yetenekli bir nunçi uygulayıcısıysanız, Koreliler “iyi” değil, “hızlı” bir nunçiye sahip olduğunuzu söyler.

Ortalama bir kişi bir odaya girdiğinde yalnızca odadaki birkaç kişiye odaklanır (genelde sevdiklerine ya da sevmediklerine) ancak yetenekli bir nunçi uygulayıcısı tüm odanın zihinsel görüntüsünü bilincine kaydeder. Odanın atmosferi ağır mı yoksa hafif mi? Öyleyse, neden öyle? Odadaki televizyonda oynayan futbol maçı kaçıncı dakikasında? İçeri birinin eski sevgilisi mi girdi?

Peki, sizde durum nedir?

Belki bu satırları okuyanlar arasında da halihazırda hızlı bir nunçiye sahip olanlar vardır. Konuk olduğunuz bir yerdeki ev sahibinin, evinden ayrılmanızı istediğini hisseder misiniz? Ya da birçoklarından önce tehlikenin yaklaştığını doğru şekilde sezinleyenlerden misiniz? O halde hızlı bir nunçiye sahipsiniz.

Bir iş toplantısı bitmek üzereyken, “Bir sorum daha var” diyenlerden misiniz? Ya da insanlar siz konuşurken gözlerini mi devirirler? O halde nunçi üzerinde daha çok çalışmalısınız.

Tek ihtiyaç doğru zamanlama

Mücadeleci kişilik, hızlı bir nunçiye sahipse, koşulları değiştirebileceğine inanır. Bu durumda, fikirlerinizi sunmak veya zam istemek için gürültü yapmaya hiç ihtiyacınız yoktur; ihtiyacınız olan tek şey doğru zamanlamadır.

Nunçi ayrıca benim gibi sosyal kaygıları olan bireyler için de faydalıdır. Kaygılar genellikle yargılanma korkusundan gelir ve bu durumda hızla, adeta bir oyun izliyormuşçasına odaya odaklanmaktan daha iyi bir panzehir yoktur. Nunçi, sessiz ön gözlemler yapmayı öngörür ve bu da karşı tarafı dinlerken sağlam bir zeminde oturmanızı sağlar.

Problem çözme sanatı

Nunçi, en az Kore uygarlığı kadar eski olmasına rağmen, modern yaşam için olağanüstü derecede uygundur, çünkü hız ve adaptasyon gerektirir. İhtiyacın olan tek şey gözlerin ve kulaklarındır. Ve bir de dingin bir bilinç; bu şüphesiz işin zor kısmı.

Aslında, nunçinin işe yaradığına dair bazı ispatlara da sahibim. 12 yaşımdayken ailem, anavatanları olan Güney Kore’ye geri dönmeye karar verdi. Korece bilmeme rağmen, bir Kore okuluna başladım. Orada, diğer çocukların ne yaptığını izlemek dışında yapabileceğim pek bir şey yoktu. Temel eğitim, Güney Kore’nin tamamında olduğu gibi nunçi eğitimiydi.

İlk günümüzde öğrencilerden, ilk ders süresince hiçbir soru sormamaları istendi. Öğretmenler öğrencilere bilinçli bir şekilde, okulun kendilerine tedarik edeceği malzemelerden, sınavların nerede yapılacağına kadar birçok konuda belli belirsiz bilgiler verdi. Bütün bu gizemleri nunçiyi devreye sokarak, yalnız başına çözmek de eğitimin ayrılmaz bir parçasıydı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları