Necati Özkan

Deja vu

23 Mayıs 2022 Pazartesi

Ekim 2020’de Gürcistan’da yapılan genel seçimlerde yeni kurulan muhalefet partilerinden birinin kampanyası için başkent Tiflis’teydim. Muteber araştırma şirketleri iktidar partisinin ancak yüzde 24-26 oranında oy alabileceğini ve muhalefet partilerinin seçimden zaferle çıkarak 10 yıllık Rusya yanlısı rejime son verebileceklerini söylüyordu. Seçim barajı yüzde 1’e düşürüldüğü için 60’tan fazla siyasi parti seçime girmişti. 

Seçim günü sandıklar kapandıktan sadece bir dakika sonra iktidar sözcüsü basın toplantısı düzenledi ve sekiz partinin barajı aşabildiğini; kendilerinin yüzde 48.2 oyla yeniden tek başına iktidar olduklarını, ana muhalefet partisinin yüzde 27, diğerlerinin yüzde 3 ile 1 arası oy alabildiklerini iddia etti. Sözcü, bu verileri, yaptırdıkları “sandık çıkış anketine” dayandırıyordu. 

Muhalif liderler iktidarın algı yaratmaya çalıştığını söylediler. Gece yarısı resmi sonuçları ilan edeceğini önceden duyurmuş olan ülkenin seçim kurulu, ertesi güne kadar hiçbir veri paylaşamadı. Bir gün sonra ilan ettiği oranlar ise iktidar sözcüsünün duyurduğu “sonuçlar”ın virgülüne kadar aynısıydı.

ATI ALAN...

O gece tam bir deja vu yaşamıştım. İlk günden beri bu ihtimale karşı muhalefeti defalarca ikaz etmiş, gönüllülerin katılacağı bağımsız bir seçim güvenliği yapısı kurmalarını önermiştim. Ne ki ideolojik farklılıklardan dolayı bir araya gelip ortak sistem kuramadılar. 

Rejimin her aşamada hileyi organize ettiğine ilişkin binlerce iddia ve veri ortaya saçıldığı için muhalefet partileri sonuçları gayri meşru ilan etti. Aylarca parlamentoya girmediler. Seçmenlerini Tiflis meydanlarına toplayarak sokakta hak aradılar, ama nafile.

İktidarın muhalefet datalarını hack’lediğine, muhalif sandık görevlilerine erişip bir kısmını satın aldığına, başkent Tiflis’te bile seçim merkezlerinin yakınına park etmiş minibüslerden seçmene para dağıttığına kadar binlerce kanıt ortaya çıkarıldı, lakin “Atı alan Üsküdar’ı geçmişti”.

SEÇİMLER BİR GÜNLÜK SATIŞA BENZER

Yolsuzluğa bulaşmış otoriter rejimlerde sıkça gördüğümüz bu fotoğraf, son 20 yılda bizdeki seçimlerde de farklı versiyonlarıyla uygulanmıştır. Başta yüksek yargı olmak üzere devlet kurumlarının bağımsızlığının yok edildiği ve parti devleti anlayışının egemen olduğu rejimlerde, seçim güvenliğinden sorumlu kurullara güvenilemez.

Seçimler tek günlük satışlara benzer. Partiler dört beş yıllık çabalarının sonucunu seçim günü alırlar. Yıl boyu ürettiği ürünü, bayram veya yılbaşı gibi tek bir günde satarak hayatını idame ettirebilen tüccarın durumuna benzetebiliriz seçimleri. Eğer bu tür bir tüccarsanız ve tahsilatı niyeti bozuk rakibinizin insafına bırakmışsanız vay halinize!

SEÇMENSİZ OLMAZ

Trafolara giren kedilerden, sandıkların kapanmasına dakikalar kala 2.5 milyon mühürsüz pusulanın geçerli kabul edildiği çok sayıda vaka yaşadık. 31 Mart 2019’da seçmenin aynı zarfa attığı dört oydan birini geçersiz sayabilmiş bir YSK var ülkede! Farklı yöntemler bulacaklardır.

Seçmen kütüklerinin hane bazlı kontrolü, seçmen kaydırmalarının önlenmesi, seçim kurullarının hakkaniyetli oluşumu, yabancılara vatandaşlık hakkının sınırlandırılması, her sandıkta birden çok sandık görevlisinin bulunması, mükerrer oyun engellenmesi ve imzalı tutanakların seçim karargâhına anında aktarılması gibi tedbirlerin alınması partilerin devredilemez sorumluluğudur. 

Ama muhalefetin mevcut gücü ülke çapında bunlara yetmez. Seçmenin acilen sürece davet edilmesi gerekir. Ülkemizde adil seçim için sorumluluk üstlenmeye hazır yüz binlerce gönüllü varken ortak bir seçim güvenliği altyapısı kurulmalı ve gönüllülerle entegre çalışılmalıdır. Aksi halde Gürcistan’da yaşananlar Türkiye’de yine yaşanır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Ulusal uzlaşma 27 Haziran 2022
Helalleşme ve hesaplaşma 20 Haziran 2022
Beş farklı Türkiye 13 Haziran 2022
Ne yapmalı? 6 Haziran 2022
Çare demokrasi 30 Mayıs 2022