Arif Kızılyalın

‘Selamünaleyküm asker’

27 Haziran 2022 Pazartesi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Türkiye ziyareti, geçen haftanın en önemli gündem maddesiydi.

Ekonomik kriz nedeniyle çözümsüz kalan AKP iktidarı, umudunu prensin çantasındaki projelere, swap anlaşmalarına, petro-dolara bağlamıştı. 

Doğal olarak devlet protokolü uygulandı Selman için Ankara Esenboğa Havaalanı’nda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bakanlar hazırdı.

Prens hazretleri (!) uçaktan indiği anda 21 pare top atışı yapıldı.  Sıra tören kıtasının selamlanmasına geldiğinde, “Merhaba asker” demesi gereken Selman, “Selamünaleyküm” diye seslendi. Kıtadaki askerlerden sadece, biri “Sağ ol” diyebildi, o da kısık sesle; yürekleri el vermemişti sanırım. Ardından iş el sıkışma faslına geldi. Selman, “kadınsız” kabinenin ellerini sıktı teker teker. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu günden bu yana ilk kez, devlet geleneği bu kadar horlanıyordu. ABD, İngiltere, Rusya gibi süper güçler dahil tüm konuk ülke liderlerinin uyduğu kurala, şeyh efendi uymamış, “Kuralını tanımam, amma para bende” demişti argo anlatımla!

Kaşıkçı cinayetinin nasıl unutuluduğunu, dosyanın, apar topar nasıl Riyad’a gönderildiğini anımsatmaya gerek yok sanırım; onca protokol skandalının yaşandığı ortamda.

Hatta, prens için verilen ziyafette çalınan yemek müziğindeki “Bu Suudi ayağa kalktı, bu Suudi yüksektir...” şarkı sözlerini de gündeme getirmeyelim. Çünkü görünen o ki “birkaç dolar için” tüm itibar ayaklar altına alındı geçen hafta ortasında Ankara’da.

İşte bu haberleri, kamuoyu Cumhuriyet’ten okudu; bir iki gazeteyle birlikte. Diğer yayın organları, prens efendinin “çantasındaki yatırımlara” takılmıştı. Şöyle para gelecek, böyle yatırım yapacak, Galataport’u alacak, cek, cek, cak, cak...

Gerçi, Suudi prensin o paraları, kara kaşımıza, kara gözümüze vereceği sanılmasın. Mutlaka ülkenin kaynaklarına çökecek, yok pahasına. Örneğin, prens efendi, Bağdat Caddesi’nde bir ev parasına fabrikalara, madenlere, kulağımıza geldiği kadarıyla da savunma sanayisi şirketlerine ortak olursa kimse şaşırmasın! Hafta boyunca bu konuyu irdeleyen Jale Özgentürk, Selda Güneysu ve karikatürleriyle farklı bir Suudi bakışı oluşturan Zafer Temoçin’i kutlarız.

Selman demişken biz Suudi şeyhin peşinde koştuk ya, İngiltere’nin orta karar kulübü Newcastle United’ın, aynı Selman’ın, kulübü satın alma girişimine nasıl tepki verdiğini de unutmamak gerek. Dilim, “Koskoca ülkenin yöneticileri Newcastle United’lı taraftar kadar olamadı” demeye varmasa da gerçek ortada!

***

Geçen haftanın önemli bir gündemi de Marmaris’i yakıp geçen orman yangınlarıydı. İçimiz yandı, ciğerlerimiz kül oldu. Ve ne rastlantıdır ki Cumhuriyet, yangından bir gün önce, İzmir temsilcimiz Tuncay Mollaveisoğlu’nun özel haberiyle, tehlikeye dikkat çekmiş, yangın çıkarsa çaresiz kalırız demişti. Gösteri uçuşları yapan, Ateş Kuşları’nın, denizden su alma özelliği bulunmadığı, kalkıştan sonra sadece bir kez su boşaltabildiğini yazdığımız günün ertesinde ormanlar yandı, bakanlık sınıfta kaldı. Sonrasında alelacele yangın helikopterleriyle diğer bölgelerdeki uçaklar devreye girmese, kayıp orman alanı 4 bin civarında futbol sahasının toplam yüzölçümünün çok önüne geçerdi. 

***

Ve gelelim şu bütçe konusuna. İktidar 880 milyar TL’lik bir ek bütçe istedi. Çünkü evdeki hesap çarşıya uymamış, 7 liralık mazot 30 lirayı aşmıştı. 1.5 liralık ekmek de 7 lira sınırına yaklaşınca memura, emekliye vereceği zammı 2022 bütçesiyle çeviremeyeceğini anlayan AKP, Meclis’e, ek bütçe isteğini yolladı. Cumhuriyet’e göre, “iflas bütçesiydi...” bu. Mustafa Çakır’ın bütçe haberi, ülkenin nasıl iflasa sürüklendiğini ortaya koyarken “İyi de bu parayı nereden bulacaklar” sorusuna da yanıt veriyordu. Çünkü iktidar temmuz ayıyla birlikte memur, emekçi, emekliye yüzde 40’a yakın zam yapmayı planlarken o parayı da yine çalışandan, -yeni vergi dilimleriyle- çıkaracak, üstüne üstlük hiperenflasyonla da dar ve orta gelirlinin fişini çekecek. Enflasyon demişken şekere gelen vicdansız zammın gerekçesinin, hızla özelleştirilen ve Suudi benzeri yabancı şirketlere satılan şeker fabrikalarındaki özelleştirme zihniyeti olduğunu anımsatırım. Eğer o fabrikalar yok pahasına yabancılara peşkeş çekilmese, bugün şekere o zam gel(e)mezdi.

***

Ve Gazi Koşusu, dün Veliefendi, yine Atatürk’ün adını taşıyan Gazi Koşusu ile şenlendi. Kim kazandı, kim kaybetti ayrıntılar spor sayfasında var. Ama buradaki asıl nokta Gazi Koşusu’nun, “Atatürk emaneti” kimliğini koruyor olması. Yarış bitiminde, Ekrem İmamoğlu’nun ödül törenine katılacağının açıklanmasıyla başlayan “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarını da not edelim. Anlaşılan o ki Veliefendi, kaybedilmemiş henüz.

Yeniden görüşmek dileğiyle...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fatura yurttaşa! 8 Ağustos 2022
Tatilde gazetecilik 18 Temmuz 2022