Arif Kızılyalın

Pazar gerçeği ve anketlerin dili

13 Haziran 2022 Pazartesi

Elinde küçük bir pazar çantasıyla patates soğan tezgâhının önünde durdu: “Patates kaç lira?” Aldığı “12.5 TL, 4 kilosu 50” yanıtı karşısında, “Bana 15 liralık tartar mısın?” diyebildi. 

Zaten serin olan hava buz kesti. Pazarcı da büyük olasılıkla önceden tanıdığı müşterisine, “Ablacağım, vallahi bende suç yok, bu patates Adana’dan geliyor, sırf nakliye ücreti kilo başı 2 lira. Haftaya, bu mazot zammı ile kilosunu 15 TL’ye zor satarım. Bir de benim tezgâh ve ulaşım paramı ekle..” demek zorunda kaldı.

Pazarcı, müşterisinden özür diliyordu 1 kilo patatese 12.5 lira istediği için. 

Evet, Türkiye zam fırtınasının ortasında. Gün geçmiyor ki enerji giderleriyle temel gereksinimlere artış gelmesin. Örneğin mazota, benzine önceden 5, 10 kuruş zam gelirken artık lira bazındaki artışlar kanıksanmaya başladı.

Gerekçe de petrolde dışa bağımlılıkmış.

Peki gerçekten öyle mi?

Hayır!

Cumhuriyet’in ekonomi muhabiri Ali Can Polat, konuyu derinlemesine araştırdı. Cuma günkü 1. sayfa manşetimiz AKP iktidarının, ülkeyi akaryakıt üzerinden nasıl yaktığını ortaya koyarken Cumhuriyet’in petrol-benzin-döviz konusundaki çalışması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Akaryakıttaki artışlar uluslararası tedarik tabanlı” açıklamasını da boşa düşürdü.

Sözün özü, benzin ve mazottaki “arsız” artışın gerekçesi brent petrolün sürekli yükselmesi değil. Çünkü bir yıl önce haziran ayında 70 dolar olan 1 varil petrolün bugünkü karşılığı 123 dolar. Artış yüzde 73. Oysa, benzinlikleri vergi dairesi gibi gören iktidarın yurttaşa dayattığı artış yüzde 239 ile yüzde 300 arasında. 

Durum böyle olunca da Adana’da yetişen 1 kilo patates, tarladan 1-2 liraya çıksa da emekli Muazzez öğretmenimizin evine gelene kadar 12.5 TL oluyor; eğer önlem alınmazsa o patatesi kentte yaşayanlar 15, belki de 20 TL’ye yiyecek.

Bu bağlamda iktidar eğer enflasyonu düşürmek istiyorsa önce akaryakıt fiyat politikasını düzenlemeli.

Enflasyon demişken, geçen haftanın önemli gelişmelerinden biri de “Türk Lirası’na güveni sağlayacak sistem” diye tanıtılan gelire endeksli senet uygulamasıydı. 

Gecenin bir yarısı, “Beştepe’de petrol bulduk” edasıyla duyurulan bu ekonomik uygulama, TL’den döviz ve altına kaçışı sadece iki saat frenleyebildi. Çünkü karşılığı olmayan bir yöntem. Uzmanlara göre tıpkı kur korumalı mevduat gibi yük yine emekçinin, emeklinin, sözün özü Türkiye’nin yüzde 95’inin sırtına binecek. Cumhuriyet’in Mustafa Çakır imzalı manşetindeki gibi, “Zenginin parası, yoksulun çilesi..” durumuyla karşı karşıyayız.

***

AKP’nin diğer ekonomik hamlelerini irdeleyecek olursak, Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, yine Cumhuriyet’in manşetine taşıdığı, “Enflasyonla birlikte büyümeyi hedefledik, bu sistemde dar gelirliler hariç, üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyor” sözü de aslında günümüz Türkiyesi’nin en net fotoğrafı. Evet, AKP, artık halkın, yüzde 95’in değil, sadece yüzde 5’lik zengin kesimin partisidir ve sokakta, tezgâhta, pazarda, dar gelirliler grubunda, hatta ve hatta orta gelir düzeyinde karşılığını kaybetmiştir.

Bu son yorum benim değil, Cumhuriyet’te iki gün boyunca iki anket yayımlandı. İlkinde BUPAR, ülke gençliğinin niçin yurtdışına gittiği sorusuna yanıt arıyordu yüz yüze yaptığı anketle. Ve Z kuşağının, “Ya iktidar değişir ya da biz gider başka ülkelerde çalışırız” isyanı dikkate alınmalı her kesimce. Keza, Gezici Araştırma Şirketi’nin, “Erdoğan kaybediyor” anketi de ilginizi çekecektir. Çünkü gerçekten boş tencereler Erdoğan’ın iktidarını eritti.

Unutmayın ki anketler yalan söylemez. 2019’un yerel seçimleri öncesi nasıl Ekrem İmamoğlu anketlere göre önde girdiği seçimi kazandıysa şu an Millet İtitfakı’nın olası cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu da, Cumhur İtitfakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın oldukça önünde. Ama erken, ama zamanındaki ilk genel seçimde -eğer ıslak imzalı tutanaklara sahip çıkılırsa- ülkenin kara yazgısı değişir.

Yeniden görüşmek dileğiyle.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fatura yurttaşa! 8 Ağustos 2022
Tatilde gazetecilik 18 Temmuz 2022